bio: biraaz çokca rakı...

  1. Arama
  2. Hakkında
  3. sor bana
  4. sunum sayfası
  5. Abone ol
  6. Arşiv
  7. Rastgele

bio: biraaz çokca rakı...

yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir oğlum. spermden mezara kadar !!!

  • Bana güzel bir şey söyle yoksa benMoralsiz bir kirpi kadar tehlikeli olurumKolpadan laflarla idare etmeye kalkmaBana gerçekten güzel bir şey söyleSöyle yoksa oyalanacak saçma sapan şeyler bulurumBeni günlük konuşmalarla geçiştirme sakınAcele et fazla zamanımız yokDerhal güzel bir şeyler söylemen lazımSöylemezsen hatırladığım her şeyi unuturum..

    Bana güzel bir şey söyle yoksa ben
    Moralsiz bir kirpi kadar tehlikeli olurum
    Kolpadan laflarla idare etmeye kalkma
    Bana gerçekten güzel bir şey söyle
    Söyle yoksa oyalanacak saçma sapan şeyler bulurum
    Beni günlük konuşmalarla geçiştirme sakın
    Acele et fazla zamanımız yok
    Derhal güzel bir şeyler söylemen lazım
    Söylemezsen hatırladığım her şeyi unuturum..

    Etiketli: fabian perez ali lidar

    Kasım 5, 2012 tarihinde gönderildi with 2 yorum


  • İnsanlar geçiyor yanımdan yeryüzü insana kesiyor
    bir ağrı kaburgamın altında ismini fısıldıyor
    ben ki müptelasıyım anlatmadan anlaşılmanın
    anlatmaya yeltendiğimde sesimi çocukluğum kesiyor..

    Etiketli: ali lidar

    Mayıs 4, 2012 tarihinde gönderildi with 1 yorum

  • Şu an Yakutistan’da, Norfolk Adası’nda, Kuzey Osetya’da ve Ningxia Huizu Özerk Bölgesi’nde yaşayan bir sürü insan bizim varlığımızdan haberdar bile değil. Şu an Gagavuzya’da ve İngiliz Virgin Adaları’nda sevişen çiftler vardır kuvvetle muhtemel. Tam şu anda Güney Georgia ve Güney Sandwich Adalar’ında ağlayan çocuklar, Zhuang Özerk Bölgesi’nde ve Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde gülen çocuklar, Udmurtya ve Fransız Polinezyası’nda ne yaptığını bilmeden dolaşan çocuklar vardır. Karakalpakistan’da bir genç kız terk edilmeyi gururuna yediremediği için intihar etmek üzere olabilir şu an. Tam olarak şu an Koryak Özerk Bölgesi’nin saçma sapan boşluğunun ortasında kör bir dilenci siftah yapamamanın hüznünü yaşarken bir taraftan da akşam ne yiyeceğinin muhasebesini yapıyor olabilir.. Dünya sandığımızdan çok daha büyük ya da biz düşündüğümüzden çok daha küçüğüz ya da her ikisi birden bilemedim şimdi. Bildiğim tek şey, kendimizi gereğinden fazla önemsememizin ve dünyayı kendi zavallı çapımızdan ibaret sanmamızın zavallı bir halüsinasyondan başka bir şey olmadığıdır hepsi bu..

    Etiketli: ali lidar

    Ocak 26, 2012 tarihinde gönderildi with 4 yorum

  • Bir rakı şişesinin kapağını Ay’da açarsan içindeki alkol sonsuza kadar uçmaz.

     İnsanlar zamanla değişir ve ben görüp görebileceğin en büyük yalancıyım. Söylediklerimi boşver konuşamadıklarımı ciddiye al. Yanında huzur içinde susabileceğim bir insan bulabilmek için kenar mahalle kahvelerinde çok on iki sekiz nöbeti tuttum ben. Beni affetme. Anlama da. Hayatımın özeti düzeltilemeyecek kadar vahim bir anlatım bozukluğu. Beni daha fazla konuşturma. Ben susayım, sen ağla.. Gusül abdesti alabileceğim kadar gözyaşı biriktir benim için. Sonra beraberce çayıma siyanür karıştıralım. Önce göm beni, sonra anla..

    Etiketli: ali lidar

    Aralık 30, 2011 tarihinde gönderildi with 1 yorum

  • kaybedenler

    ‎..Yalnızlığa tahammülsüzlüğü o zamanlardan miras kalmış olmalı. Onlarla beraber olabilmek pahasına içini acıtan her şeye ses çıkarmadan katlanıyordu. Tabiat ve eşya da o zamanlardan oyun oynamaya başlamıştı onunla. Mevsimine göre giyinmek diye bir şey vardı mesela ama o hiçbir zaman bunu becerememişti (hala da beceremiyor ya ) Yağmur altında giydiği incecik penyeler ya da otuz derecede giydiği uzun kollu hırkalarla alay konusu olmaktan kurtulamıyordu. Neden en azından hırkayı çıkarmak aklına gelmiyordu? Belki de geliyordu da mahsustan böyle yapıyordu. Bilinçaltı denilen bir şey vardı -tabi o zamanlar onun bundan haberi yoktu- ve o mekanizma ona böyle şeyler yaptırıyordu. Aykırı ol! Böyle yaparsan seninle ilgilenirler. İlgisizliğe, bir kenarda unutulmaya tahammülsüzlüğü de o zamanlardan başlamış olmalı. -Hava sıcaksa hırka soğuksa ince penye giymelisin böylece istemediğin kadar ilgilenirler seninle- Onunla alay etmelerini, yok saymalarına yeğliyordu belki de. Her şeyiyle o kadar sıradandı ki dikkat çekmek için fazla bir şansı olduğu da söylenemezdi haliyle. Ne sıra dışı fikirleriyle arkadaşlarını peşinden sürükleyecek lider ruha sahipti, ne ilgi çekecek kadar yakışıklıydı ne de arkadaşlarını gazoz ya da simitle bağlayacak kadar zengin. Herkesten kötü top oynuyor, herkesten yavaş koşuyor, kendisinden daha küçük çocukların tırmandığı ağaçlara tırmanamıyor ve aklınıza gelebilecek her şeyden ölümüne korkuyordu. Henüz hiçbir şey kaybetmemişti ama ileride kaybedecekleri içine doğmuş gibi anlamsızca tutunmaya çalışıyor, omurgasız bir hayvan gibi oradan oraya sürünerek ve kendisinde olmayan tüm bu çocuk becerikliliklerini görmezden gelerek aralarına karışmaya uğraşıyordu. Okul denen ucube hayatına girene kadar olanca saflığıyla sürdürdü bu çocukluk oyunlarını ve derken günün birinde babası elinden tutup onu oraya götürdü..

    Etiketli: kaybedenler ali lidar

    Kasım 27, 2011 tarihinde gönderildi with 5 yorum

Field Notes Theme. Designed by Manasto Jones. Tumblr kaynaklı.